22 Ağustos 2022 Pazartesi

BELGE | Zeki Uygun - V. İ. Lenin ölümsüzdür! (Ocak 1985)

SUNUŞ


Türkiye komünistlerinin medâr-i iftihârı, yiğit TKP (M-L) (bugünkü TKP/M-L) Partizanı Zeki Uygun ("Hoca", "Sarı", "Serdar", "Ali" veya köylülerin taktığı isimle "Aliye ma" ["Bizim Ali"] ile "Perişan") yoldaş. Fotoğrafı edindiğimiz yerden kardeşinin notu: "... Saray cezaevinde yaptığı, deniz kabuklarıyla bezediği ve anısı olan bir çerçeve (içinde kendi resmiyle)."

Türkiye proletaryasının yetiştirdiği en değerli komünistlerden Zeki Uygun yoldaşımızın yazılarından yayınlamaya, Lenin'in ve Leninizmin sadık öğrencisi olan yoldaşımızın dünya proletaryasının önderi ve öğretmeni Vladimir İlyiç Lenin yoldaşımızı anan yazısını yayınlayarak devam ediyoruz.
Zeki Uygun yoldaşın bu yazısı, ilk defa İşçi-Köylü Kurtuluşu (İKK)'nun Ocak 1985 tarihli 61. sayısında yayınlanmıştır.[1] Zeki Uygun yoldaşın bu yazının sahibi oluşu ise İKK'nin Ocak 1988 şehit özel sayısında ifşa edilmiş ve tekrar basılmıştır.[2] İmzasız ve başlıksız verilen ön açıklamada şöyle yazıyordu:[3]

"AÇIKLAMA: 21 Ocak 1924'te bedenen kaybettiğimiz Enternasynal proletaryanın büyük öğretmeni, M-L-MZD biliminin büyük ustalarından Lenin yoldaşın ölümünün 61. yıldönümü vesilesiyle Ocak 1985'te Zeki Uygun yoldaşımızın kaleme aldığı ve daha öncede [sic] yayınlanmış olan bir yazısını hem güncelliğinden ve hemde [sic] yoldaş Zeki Uygun'un anısna [sic] bir kez daha yayınlamayı gerekli görüyoruz."

Zeki Uygun yoldaşımızın bu ufak yazısı, Lenin'i ve Leninizmi gerçekten anmak ve yaşatmak nasıl olur, onda anmaya ve yaşatmaya değer ne vardır konusunu en basit haliyle işlemektedir. Bu yazının öğreticiliği ve güncelliği hiçbir zaman eksilmeyecektir, tıpkı yoldaşımızın diğer eserleri gibi.

Yazıda yazım ve/veya dizgi hataları aynen müdahale edilmeden geçirilmiştir.

***


Zeki Uygun yoldaş, gerçek bir komünistti. O, yalnızca 2. MK'nin sağ hattının ve kaçkınlığının değil, her türden revizyonist, oportünist, Troçkist/yarı-Troçkist, anarşist, liberal, kısacası envâ'-i türden anti-Marksizmin uzlaşmaz düşmanıydı.
Yine o, sadece Marksizmin ârîliğine dönük saldırılar karşısında uzlaşmaz değil, Türkiye proletaryasının Mustafâ Subhî yoldaş sonrasında yetişen ikinci yılmaz komünist önderi olan İbrahim Kaypakkaya yoldaşa ve onun kanıyla çizdiği Türkiye devriminin yoluna yönelen her türden saldırının uzlaşmaz bir düşmanıydı. Şimdi onun ismini ve hatırasını, onun mâddî ve ma'nevî yâdigârını istismar eden her türden oportünist tekke, el birliği etmişçesine onun fikirlerini hasıraltı etmek yollarına bakıyor. Bizce bu çok normal, tabî'î bir sonuçtur. Ne yapabilirler ki? Türkiye'ye yarı-feodal değil diyenler ile bunu gizliden gizliye yapanlar, Zeki Uygun gibi bir komünist önder karşısında tutunabilirler mi?
Zeki Uygun yoldaş parti birliğini ve partinin parti programatik görüşleri üzerinde ısrarı savunmadı mı? Zeki Uygun yoldaşın ölümünü yaratan koşulları dayatıp, bir de onun uğruna öldüğü 3. Konferansı tanımayan asi çete ideolojisi DABK, bugün nereye savruldu? Hem parti yıkıcılıkları, hem de şimdiki savruluşlarıyla Türkiye devriminin yoluna karşı kara bir bayrak kaldırdılar. Bugünkü kır kaçkını hizip, her türden yozlaşma ile parti değerlerini sadece küçük düşürmekle kalmadı, bir de alay konusu oldular. Bu hizip şimdi yurt dışında, kendilerinin olmayan "savaşın sıcaklığında" "siperlere yatarak" kendilerinin "olan" savaşın gününü bekliyorlar. İçerisinde oldukları hem güç birliği, hem cephe, hem devrim birliği diye katılımcılarının ayrı ayrı farklı şekillerde tanımladıkları garabet içerisinde ülkeye girebilecekken,[4] "çıkartma yapacakları" "doğru zamanı", "doğru yeri", "doğru düzeyi" bekliyorlar. İK yoldaşın, Şafak revizyonistlerinin "öz eleştirel/muhalif" yurt dışı kanadını ti'ye almak için "cephe gerisi için Almanya mı yoksa Cezayir mi daha uygun olurmuş diye tartışıyorlarmış, bizce en iyisi aya gitmeleri, zira orada polis yoktur" minvalli sarf ettiği sözlerini onlara da hatırlatırız. Aya çıkın baylar, sonuçta orada ne toprak devrimi, ne KSİ sorunu, ne de düşman yoktur! HS'yi HS yapan bütün bu şeyler olmadan orada boşluğa karşı yürüteceğiniz HS'de zafer elde etmemenizin imkanı da yoktur!

***


Aliye ma yoldaşımız tarihe ölümsüz harflerle adını yazdırdı. Biz de onun anısına, onun uğruna şehit düştüğü bayrakları ülkemiz burçlarına dikeceğiz.

İbo'dan Demirdağ'a – Tarihimizden Öğreniyoruz
2022.08.22.

[1] "Ölümünün 61. Yıldönümünde; Enternasyonal Proletaryanın ve Ezilen Dünya Halklarının Yüce Önderi ve Öğretmeni VİLADİMİR [sic] İLİÇ LENİN'in Ölümsüz Anısı Önünde Saygıyla Eğiliyoruz! — V. İ. LENİN ÖLÜMSÜZDÜR!". ... [Uygun, Zeki]. İşçi-Köylü Kurtuluşu. Ocak 1985. Sayı: 61. Sayfalar: 9-10.
[2] "V. İ. LENİN ÖLÜMSÜZDÜR!". [Uygun, Zeki]. İşçi-Köylü Kurtuluşu. Ocak 1988. Özel Sayı. Sayfalar: 23-24.
Ayrıca çeşitli yerlerde çeşitli alıntıları yayınlanmışsa da, şurada bir de özet denebilecek çeşitli bölümlerinin seçmelerinden oluşmuş bir yayın çıkmıştır: "Vladimir İlyiç Lenin ÖLÜMSÜZDÜR!". [Uygun, Zeki]. Devrim Yolunda İşçi-Köylü. 17-30 Ocak 2003. Yıl: 2. Sayı: 2003-2 [44]. Sayfa: 7.
[3] "V. İ. LENİN ÖLÜMSÜZDÜR!". [Uygun, Zeki]. İşçi-Köylü Kurtuluşu. Ocak 1988. Özel Sayı. Sayfa: 23.
[4] Mesela geçenlerde şehit düşen Alankuş, bilindiği gibi, bu tarz bir ortak birlikle ülkeye girmişti.

***

Ölümünün 61. Yıldönümünde; Enternasyonal Proletaryanın ve Ezilen Dünya Halklarının Yüce Önderi ve Öğretmeni VİLADİMİR [sic] İLİÇ LENİN'in Ölümsüz Anısı Önünde Saygıyla Eğiliyoruz!

V. İ. LENİN ÖLÜMSÜZDÜR!

21 Ocak 1985 tarihi, enternasyonal proletaryanın ve ezilen dünya halklarının büyük önder ve öğretmeni, yüce Bolşevik Partisinin kurucusu ve mimarı, Büyük Ekim Devriminin simgesi, dünyanın ilk proletarya diktatörlüğü devleti olan SSCB'nin yaratıcısı Viladimir [sic] İliç Lenin'in, 21 Ocak 1924'te Moskova yakınlarındaki Gorki'de hayatını kaybedişinin 61. yıldönümüdür.
Ölümünün 61. yıldönümünde, V. İ. Lenin'i, ölümsüz anısını önünde bir kez daha saygıyla eğilerek anıyoruz.
V. İ. Lenin ismi, ölümsüzlük sembolü olarak dünya tarihi içinde müstesna bir yere, son derece büyük bir anlam ve öneme sahiptir. Bütün ömrünü, en küçük bir kişisel menfaat dahi gözetmeksizin, yüce Bolşevik Partisine, Rusya Devrimine, çeşitli milliyetlerden Rusya proletaryası ve halkına, proleter dünya devrimine, enternasyonal proletaryaya ve ezilen dünya halklarına adayan, bu uğurda yorulmak nedir bilmeyen ve adeta insanlık tarihinin mucizelerini yaratan V. İ. Lenin; bu son derece amansız ve çetin, ama bir o kadar da şanlı ve yüce çok yönlü, geniş kapsamlı teorik, ideolojik, siyasi örgütsel, kültürel ve pratik mücadelesiyle adını, dünya tarihinin sayfaları arasına altın harflerle ve hiç bir [sic] zaman silinmeyecek biçimde kazımıştır.
Hiç kuşkusuz ki, Lenin'i Lenin yapan tayinedici [sic] öğe; onun gerek Rusya devriminin, gerekse proleter dünya devriminin çok yönlü ve geniş kapsamlı sorunlarına ışık tutma doğrultusunda ortaya koyduğu ve Marksizm bilimi hazinesine kattığı teorik eserleri, ölümsüz fikirleri, yani Leninizmdir. Lenin'in yüce ve ölümsüz anısı içerisinden bu belirleyici öge çıkarılıp alındığında, ya da bu öge Lenin'in anısı içerisindeki müstesna yerine gereği gibi ve bilinçlice oturtulmadığında, geriye ortada aziz derekesine düşürülmüş basit bir "Lenin sülüeti [sic]"nden başka bir şey kalmaz. Ki, bu, Lenin'in yüce ve ölümsüz anısına yapılmış en büyük saygısızlık olur.
V. İ. Lenin, enternasyonal proletaryanın yüce öğretmenleri Karl Marks ve Friedrich Engels'in sadık bir öğrencisi, onların yarattığı bilimsel sosyalizm öğretisinin, yani Marksizmin kararlı bir savunucusu ve uygulayıcısıdır. Marksizmin evrensel gerçeğini alabildiğine derinden kavrayan Lenin; sadece onu, değişen iç ve dış, ulusal ve uluslararası şartlara, zaman ve mekana bağlı olarak, son derece yaratıcı bir tarzda uygulamakla kalmamış, aynı zamanda ona ölümsüz katkılarda bulunmuş, onu alabildiğine derinleştirip zenginleştirmiş, sonuçta emperyalizm ve proleter devrimleri çağının Marksizmi, daha da tam ifade etmek gerekirse, genel olarak proleter devrimin teori ve taktiği, özel olarak proletarya diktatörlüğünün teori ve taktiği olan Leninizmi yaratmıştır.
Açıktır ki bu, kesinlikle, Leninizmin Marksizmden tamamiyle ayrı bir şey olduğu ve Marksizmden Çin seddiyle ayrıldığı anlamına gelmez, gelemez. Tam tersine, Leninizm, Marksizmin doğrudan devamı ve onun ilkelerinin, gelişen toplumsal hareketliliğin yeni koşullarına yaratıcı bir tarzda ve derinleştirilerek uygulanmasından başka bir şey değildir. Bu gerçeği, Lenin'in sadık öğrencisi, Leninizmin kararlı savunucusu büyük usta Stalin yoldaş, en özlü biçimde şöyle dile getirmektedir:
"Lenin'in Marksizme ne yeni bir ilke eklediğini, ne de eski ilkelerden herhangi birini çıkardığını sanmıyorum. Lenin, Marks ve Engels'in en sadık talebesi olmuş ve eserleriyle de olmaktadır. Lenin Marksist ilkeleri daima temel olarak almıştır. Fakat O, sadece Marks ve Engels'in doktrinin[in] yapımcısı olmamış, bu doktrini devam ettirmiştir. Bunun anlamı nedir? Bu, şöyle açıklanabilir: Lenin, Marks ve Engels'in doktrnini [sic], gelişen toplumun yeni koşullarına uydurarak, kapitalizmin ve emperyalizmin yeni boyutlarını gözönüne [sic] alarak geliştirmiştir. Böylece Marks'ın doktrinini, sınıf mücadelesinin yeni koşulları içinde geliştirip ilerleten Lenin, Marks ve Engels'e kıyaslanacak olursa, Marksizmin hazinesine yeni bir şeyler katmış olur. Ne var ki, bu yeni şeyler, Marks ve Engels'in öne sürdükleri ilkelerden ayrılmamakta, tam aksine bu ilkelere dayanmaktadır." (Amerikan İşçi delegasyonu ile 9 Eylül 1927'de yapılan söyleşi'den [sic] — Bkz: J. Stalin, Lenin, sf: 49-50, Yol Ynl.)
O halde kelimenin gerçek anlamıyla Lenin'i savunmak, onu layıkıyla anmak ve onun ölümsüz anısını her türden açık ve gizli, dolaylı ve dolaysız saldırıya karşı korumak ne demektir?
Bunun, her şeyden önce Leninizmi, dolayısıyla Marksizmi, daha tam söylersek Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao Zedung yoldaşların Marksist-Leninist mirasının bütününü; her türden iç ve dış, açık ve gizli, dolaylı ve dolaysız saldırılardan korumak; bu mirası kararlılıkla savunmak; yaratıcı bir tarzda değişen ve gelişen toplumsal hareketlilik şartlarına uygulamak; onu mümkün olduğu kadar geliştirmek, zenginleştirmek ve derinleştirmek demek olduğu, gerçek Marksist-leninistler açısından tartışma götürmez bir gerçektir.
Yine tartışma götürmez bir gerçektir ki, bütün bu görevlerin mümkün olduğunca çok yönlü ve geniş kapsamlı bir biçimde yerine getirilmeye çalışılması, halihazırda içinde bulunulan mevcut dünya ve ülke şartlarında, çok daha özel bir anlam ve önem kazanmaktadır. Çünkü bu miras, bugün, her zamankinden daha da çok daha da pervasız biçimde, her renk ve boydan, açık gizli, iç dış, dolaylı dolaysız saldırılara maruz kalmakta, adeta iğdiş edilmekte, içi boşaltılmaya çalışılmakta, onun gerçek özü, bin bir yol ve yönteme başvurularak çıkarılıp bir kenara atılmakta ve ortalıkta geriye Marksizmin, Leninizmin, Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao Zedung'un lafzından başka bir şey kalmamaktadır.
Bu saldırılar alabildiğine çok yönlü ve çok çeşitlidir. Bunların Lenin/Leninizm konusunda somutlaşan, dolayısıyla Marksizme ve Marks, Engles [sic], Lenin, Stalin, Mao Zedung'un Marksist-Leninist mirasının bütününe (mevcut şartlarda özellikle de Mao Zedung'un mirasına) yönelen bu saldırıları, en genel hatlarıyla öncelikle iki kategoriye ayırabiliriz:
1. Lenin ve Leninizme açıktan ve doğrudan saldıranlar; bunlara klasik emperyalistler ve çeşitli klasik burjuva ve feodal dünya görüşüyle onların paraleline düşen gericiler örnek gösterilebilinir.
2. Lenin ve Leninizme sözde sahip çıkar görünen, ama ya onun temel ilkelerini iğdiş ederek, ya da onun özünü boşaltarak hatta bir çok hayati ilkelerini açıktan reddederek, Lenin ve Leninizmi, Marksizme ve diğer ustalara karşı çıkartarak, dolayısıyla diğer ustaların ve bizzat Marksizmin şahsında somutlaştırılarak sürdürülen saldırılar; yani "Leninizm" kılığına bürünerek, ya da "Marksizm", ve hatta bir çok durumlarda "Marksizm-Leninizm" kılığına bürünülerek sürdürülen saldırılar; bunları da kalın bir çizgiyle ikiye ayırmak gerekir:
a) Karşı-devrimci akımlar: Başta Kruşçev-Brejnev modern reizyonizmi [sic] olmak üzere, "üç dünyacı" (bu akımın başını çeken Çin'li [sic] hainler son dönemlerde Marksizmin artık "eskidiği" yollu bir safsatayı piyasaya sürmeye yeltenecek kadar açık Marksizm düşmanı kesildiler), Tito'cu [sic] modern revizyonist ve "Euro-komünist" (bunlar Leninizmin proletarya diktatörlüğü vb. gibi bir dizi temel ilkelerini açıktan reddediyorlar) akımlar vs... Ayrıca modern revizyonizm-Troçkizm kırması çizgiyle, AEP dönek hainleri de (saldırılarını özellikle Mao Zedung yoldaşın şahsında yoğunlaştırarak) bu ML düşmanı ideolojik saldırı cephesine katılmıştır.
b) Sınıfsal konumları itibarıyla devrimci saflarda bulunupta [sic] şu ya da bu şekilde Lenin ve Leninizme, ya da bu maske ardında sığınarak diğer ustalara saldıran çeşitli küçük-burjuva ve orta burjuva akımlar...
İşte mevcut şartlarda, Lenin ve Leninizmi gerçek anlamda savunmak, her şeyden bütün bu çok yönlü. açık gizli, dolaylı dolaysız saldırılara karşı amansız ve acımasız biçimde savaşmak demektir. Ve en önemlisi de bütün bu saldırıları başarıyla bertaraf etmenin en güçlü silahı yine Leninizmin bizzat kendisi olmaya devam etmektedir. Bu nedenle, halihazırda çağımız içindeki en zayıf ve en cılız anını yaşamaya sürüklenmiş durumda bulunan uluslararası komünist hareket ve onun tek tek özgül parçalarının görevi, her zamandan daha da çok Leninizm (ve Marksizm) silahına sarılarak, bütün bu çok yönlü saldırılara karşı mücadele etmektir. Ancak bu mücadele içinde, yani zıtlarıyla mücadele ede ede ML gelişebliir [sic], güçlenebilir, yeniden dünyayı titreten maddi bir güç haline gelebilir.
Açıktır ki, Lenin yoldaşın ölümsüz anısı, bugün içinde bulunulan yenilgi yılları ve zor devrimcilik döneminde, Partimize de her zamankinden daha da çok yol göstermeye ve ışık tutmaya devam etmektedir. Bunun bilinciyle hareket etmeli, yukardaki genel görevimizin yanı sıra, mevcut ülke ve dünya şartlarında, çok yönlü zor ve ağır görevlerle karşı karşıya bulunduğumuz bir ortamda, Lenin yoldaşı layıkıyla anmanın, her şeyden önce:
* İçinde bulunulan yenilgi yılları ve zor devrimcilik döneminin, Leninist bir tahlilinin yapılması, buna yol açan nedenlerin aranılıp bulunması, bu dönemin karşımıza koyduğu çok yönlü genel ve özgül görev ve sorunların bilincine varılması, dolayısıyla alabildiğine büyük bir şevk ve çabayla bütün bunların üstesinden gelinmeye çalışılması;
* Lenin gibi gerçek bir komünist önderin ve Leninist bir merkezi önderlik çekirdeğinin; komünist teorinin yaratılmasında; komünist partisinin şekillendirilmesi ve inşasında; komünist bilincin sınıf mücadelesine sokulmasında; yığınlara komünist bilincin taşınmasında; devrime başarıyla önderlik edilmesinde vs. olduğu gibi; bu tür dönemlerin genel ve özgül sorunlarının, mümkün olduğunca bilinçli tarzda ortaya konulmasında ve çözülmesinde de oynayacağı tayinedici [sic] merkezi rolün çok daha iyi biçimde bilincine varılması, bu tür komünist önder ve önderlik çekirdeklerinin düşman saldırılarından korunması için azami çabanın sarfedilmesi;
* Leninist parti ruhunun alabildiğine yüceltilmesi; partinin dalgalandırdığı komünizmin kızıl bayrağının yere düşmesine ve ayaklar altında sürünmesine kesinlikle ve ne pahasına olursa olsun meydan verilmemesi; bu bayrak etrafında, gerçek dostların en iyi şekilde felaket anlarında belli olacağı diyalektik gerçeği bir an için olsa dahi akıldan çıkarılmadan, çok daha sıkı bilinçli ve örgütlüce kenetlenilmesi; onun her türden tehlike ve saldırılara karşı gözbebeği gibi korunması; üzerine lekeler sürülmesine olanak tanınmaması; ve her zamankinden daha da çok yükseklere kaldırılması;
* İçinde bulunulan döneme, iç ve dış, objektif ve subjektif şartlarına uygun; bu dönemin yaratıcı bir tahliline dayanan; onun olumlu ve olumsuz yönlerini, avantaj ve dezavantajlarını, parçaya ve bütüne, içe ve dışa yönelik, esas ve tali, genel ve özel sorun ve görevlerini, kısacası tüm ilişki ve çelişkilerini mümkün olduğu kadar bilince çıkaran ve hesaba katan, doğru, bilimsel ve diyalektik bir Leninist taktik çizginin saptanması ve izlenmesi; bu doğrultuda, gerek genel olarak devrimci hareketin, gerekse özel olarak komünist hareketin kayıplarının asgariye indirilmesi; yaraların ihtimamla sarılması; mevcut güç ve imkanların titizlikle korunması; ileriye doğru, eskisinden çok daha güçlü bir sıçramanın yapılabilmes [sic] için, gereken güç ve enerjinin, mümkün olan en küçük imkandan ve fırsattan yararlanılarak, biriktirilmeye çalışılması: [sic]
* Leninist "devrimci teori olmadan, devrimci pratik olmaz" ilkesi her zamankinden daha da çok akılda tutularak, ülkemiz devriminin bugün gelinen noktada bariz biçimde içine düştüğü teorik ve pratik tıkanıklığın, öncelikle de teorik açıdan açılabilmesi ve aşılabilmesi açısından teorik eğitim, faaliylet [sic] ve mücadeleye — ki, teorik mücadele sınıf mücadelesinden ayrı bir şey değil, onun siyasi ve ekonomik mücadeleyle birlikte ve en az onlar kadar önemli olan üçüncü bir biçimidir — gereken önemin verilmesi;
* Leninist özeleştiri ilkesine, her zamankinden çok daha sıkı biçimde sarılınması; mevcut duruma düşülmesinde, şu ya da bu biçimde, şöyle ya da böyle rol oynayan bütün hata, zaaf ve eksikliklerin cesaretle açığa çıkarılıp, amansız ve acımasız biçimde köklerinin kurutulması doğrultusunda gereken azami çabanın sarfedilmesi; bu temelde ortaya konulacak ideolojik-siyasi-örgütsel mücadele ürünleriyle, komünist hareketin, devrimci kadroların, işçi sınıfının ve yığınların eğitilmeye, ilerletilmeye çalışılması;
* Her türden anti-Leninist akımın, gerek uluslararası planda, gerekse ülke düzeyinde alabildiğine cirit attığı: [sic] enternasyonal proletaryanın on yıllar süren zorlu mücadeleler sonucu elde ettiği büyük kazanımlarını hemen hemen bütünüyle yeniden uluslararası gericiliğe kaptırdığı: [sic] ve uluslararası komünist hareketin çağımız içindeki en zayıf anını yaşamaya sürüklendiği mevcut iç ve dış şartlarda; Leninizmin bayrağının en güçlü biçimde yeniden yükseklere kaldırılması; enternasyonal proletaryanın bu ağır yenilgisinden çıkarılacak ilkeli ve doğru derslerin ışığında, tohum içinde çıkacak bitki, bütün bir bozkırı tutuşturacak kıvılcım misali, Leninist öğretinin, tekrar dünyayı titreten büyük bir maddi güç haline getirilmesi; komünizmin yüce ruhunun nelere kaadir [sic] olduğunun dost düşman herkese bariz biçimde gösterilmesi... demek olduğunu asla unutmamalıyız.
Lenin'i, adına ve ölümsüz anısına uygun tarzda ve layıkıyla anmak, açıktır ki, ancak bu ve benzeri somut derslerin çıkarılabilmesiyle mümkün olur. Aksi taktirde, çoğu sahte, "Leninistlerin" yaptığı gibi, keskin "Lenin" çığırtkanlığı yapmış olunmaktan öteye geçilemez.
Bu doğrultuda, ülkemiz komünist hareketi olarak, ölümünün 61. yılında, yüce Lenin'in ölümsüz anısının önünde saygıyla eğilerek, Leninizmin kızıl bayrağını daha da yükseklere kaldıralım!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder