16 Aralık 2025 Salı

BELGE | Alev Er, Halkın Kurtuluşu ilk Yazı Kurulu'nun çalışmasını anlatıyor (1979)

SUNUŞ


Halkın Kurtuluşu'nun ilk yazı kurulu üyesi Alev Er'in, Aydınlık'a geçtikten sonra Halkın Kurtuluşu'nu karalamak için yazdığı yazısını yayınlıyoruz. Kuşkusuz bu yazının tamamen objektif olduğu söylenemez, hakeza art niyetle yazıldığı da barizdir, yine de bir tanıklık olarak değeri vardır. Ayrıca (esasen) H. Selim Açan ve Yaşar Ayaşlı'nın anlattıklarıyla çeşitli oranlarda uyum içindedir.

Bizce yazıda dikkat çeken en önemli kısım, Alev Er'in "Nitekim, Aydınlık'ın çağrısını reddeden broşür de bu anlayışla ve bir süre sonra "hizipçi hain" ilan edilecek bir Halkın Kurtuluşu yöneticisi tarafından kaleme alındı" diyerek "Proleter Devrimcilerin Birliği" broşürünü yazanın Aktancı kökenli bir Halkın Kurtuluşu yöneticisi olduğunu iddia etmesidir.

Ne kadar art niyetle ve devrimcilikten uzak özle yazılsa da, verdiği bilgi itibariyle gazete köşelerinde kaybolmasındansa yeni okura ulaştırılmasının faydalı olacağını düşündüğümüz için tekrar yayınlamakta yarar görüyoruz.

İbo'dan Demirdağ'a – Tarihimizden Öğreniyoruz
2025.12.16

***


Halkın Kurtuluşu Yazı Kurulu eski üyelerinden Alev Er, derginin nasıl çıkarıldığını anlatıyor
“O hafta kim başyazı yazarsa, dergiye onun 'tahlili' yansıyordu”


Halkın Kurtuluşu Yazı Kurulu eski üyelerinden Alev Er, derginin nasıl çıkarıldığını anlatıyor:

Dergiyi çıkarmak üzere bir araya geldiğimizde, hepimizi daha işin başında bir sıkıntı sarmıştı. Öyle ya bir siyasi dergi çıkartacaktık ama hiç bir konuda ne dediğimiz belli değildi. Daha doğrusu kimi konuda farklı şeyler söylüyorduk. Birçok konuda ise hiç bir görüş ileri sürecek durumda değildik.

Buna rağmen, on beş gün önceden işbölümü yaptık ve bazı konular tespit ettik: Adetten olduğu üzere, bir mücadele platformu yayınlayacak, bir de siyasi durum tahlili yapan başyazı yazacaktık.

Ama yazıları teslim etmek için bize tanınan sürenin sonuna geldiğimizde durum şuydu: Başyazı yazmak için "bu iş kolay yahu, bir iki kitap karıştırır yazarım" diye işe girişen arkadaş hummalı bir ideolojik çalışma içine girmiş, kitap üstüne kitap deviriyordu. Dimitrov'un kitaplarını okudukça, "vay canına, şunu da söylüyor, bunu da söylüyor" diye hayretten hayrete düşüyordu. Diğer arkadaşlar ise, kağıt kaleme ellerimizi sürmeye bir türlü cesaret edemiyorduk.

Ama bir kere bu işe başlamıştık. Ne olursa olsun bir şeyler yazmak gerekiyordu. Ve biz de yazdık. Bunlar hep harcı alem ve herhangi bir dönemde söylenebilecek kadar genel şeylerdi. Hiç bir meseleye yol göstermiyordu. Öyle ki, "program" niteliğini taşıyan "Faşizme karşı tek bir yumruk olalım" yazısı, "Yaşasın mücadelemiz" gibi ne idüğü belirsiz bir sloganla bitiyordu. İşte Halkın Kurtuluşu'nun birinci sayısı böyle çıktı.

***

Halka diyeceğimiz pek az şeyin olması ya da pek çok konuda hiç bir şey olmaması, dergiye iki biçimde yansıyordu; ya somut durum tahlilinden bilinçli olarak kaçan yazıları karalıyorduk, ya da herkes kendi kafasına uygun bir "durum tahlili" yapıyordu. Örneğin, faşizm konusunda bir yazı yazmak gerektiğinde, başlıyorduk İtalya ve Almanya'da faşizm üzerine sayfa sayfa yazmaya. Ama Türkiye'ye sıra gelince zınk diye duruyorduk. Ya da o hafta kim başyazı yazıyorsa, dergiye onun "tahlili" yansıyordu. Bu sırada bir hafta arayla çıkan iki başyazıdan birinde, "faşizm büyük burjuvaların eğilimi olarak tırmandırılırken", ötekinde "faşist diktatörlük özlemi esas olarak nispeten küçük işbirlikçilerin eğilimidir. Daha büyükler durumlarından memnundurlar" gibi bir tespit yapılıyordu.

***

Biz, işi artık iyiden iyiye büyük büyük başlıklarla atılan sloganlara ve hamasete dökmüştük. Ama bir süre sonra eleştiriler gelmeye başladı. "Bu yazdıklarınızı biz zaten biliyoruz, siz esas bugün ne öneriyorsunuz" gibi uyarıların arkası kesilmiyordu.

İşler çatallaşmıştı. Biraz bugüne ilişkin şeyler söylememiz gerekiyordu. Bunun üzerine, örneğin ben, aldım elime Aydınlık ve Halkın Sesi dergilerini, sağını solunu ufak ufak değiştirerek başladım kopya çekmeye. İşte 17. sayıya kadar çıkan üç Dünya Teorisi ile ilgili, uluslararası planda gelişen olaylarla ilgili bazı yazılar böyle yazıldı.

Ancak bu durum, korktuğumuzu başımıza getirmiş, "Aydınlıkçılık' [sic] eğilimi iyiden iyiye güçlenmeye başlamıştı. Örneğin, Aydınlık'ın 64. sayısında yayınlanan "Yoldaş Dergisinin Eleştirisi 1" yazısı en tepeden başlayarak birçok insanın kafasını allak bullak etmişti.

Tam bu sırada, Aydınlık dergisinde bir de birlik çağrısı yayınlanınca, Halkın Kurtuluşu yöneticileri arasında tam bir panik başgösterdi. Bazı yöneticiler, durumu kavramış ve "Aydınlıkçıların platformundan uzaklaşmadıkça batacağız. Biz mutlaka ayrı bir platform üzerinde hareket etmeliyiz. Onlarla bağları koparmalıyız ki, var olabilelim ve gelişebilelim" görüşünü savunmaya başlamışlardı.
Nitekim, Aydınlık'ın çağrısını reddeden broşür de bu anlayışla ve bir süre sonra "hizipçi hain" ilan edilecek bir Halkın Kurtuluşu yöneticisi tarafından kaleme alındı.

***

Ben Halkın Kurtuluşu ile ilgili yazı faaliyetinden ayrıldıktan sonra, oradaki gelişmeleri dolaylı olarak izleyebiliyordum, 1977 sonu 1978 başlarında Vietnam'ın Kamboçya'ya karşı giriştiği saldırının ardından Halkın Kurtuluşu'nda bu saldırıyı "ABD ve Rusya arasındaki hegemonya mücadelesinin ürünü" olarak değerlendiren bir yazı yayınlandı. Biz bu yazıyı önce anlamadık. Öyle ya bu kadar somut bir olayın "ABD ve Rusya arasındaki mücadele" ile ne alakası vardı? Yoksa Kamboçya, bizim haberimiz yokken yeniden ABD hegemonyasına mı girmişti?

Neden sonra işin aslı ortaya çıktı. Aynı günlerde Arnavutluk yöneticileri bu olayla ilgili olarak Çin'i kınayan "emperyalistler elinizi Vietnam'dan çekin" başlıklı bir yazı yayınlamışlar, Halkın Kurtuluşu bu yazıyı Tiran Radyosundan kopya çekerken, "emperyalistler'den Çin ve Rusya'nın kastedildiğini anlayamamış, "bu olsa olsa ABD'dir" diye düşünmüşlerdi.

Ve bunun arkasından "bu savaş iki süper devletin hegemonya mücadelesinin ürünüdür" manşeti sayfaya çıkıvermişti!

"Bilinmeyen “sol”: Belgeler ve olaylarla 49 grup #24 — Halkın Kurtuluşu #2: Halkın Kurtuluşu'nun görüşlerindeki en önemli değişiklik, dünya durumunu değerlendirmede oldu “Üç Dünya Teorisi; 83. sayıya kadar devrimci, 83. sayıdan sonra karşı-devrimci”" | Halkın Kurtuluşu Yazı Kurulu eski üyelerinden Alev Er, derginin nasıl çıkarıldığını anlatıyor “O hafta kim başyazı yazarsa, dergiye onun 'tahlili' yansıyordu”". Aydınlık. 28 Mart 1979. Sayfa: 8.